manisaburda @ outlook.com

Dünya gündeminde virüs etkisini hızla sürdürüyor. Sosyal alanda, ekonomik

alada, yaşam şartlarında olsun virüsün dünya’ya ve ülkemize verdiği zarar çok

fazla. Milyonlarca kişinin ölümüne sebep olan virüs, kolay kolay bitmeyeceğini

bize bir kez daha gösterdi. Buna rağmen hayat devam ediyor. Umarım dada

dikkatli oluruz ve bu virüsü hep birlikte yeneriz.

Son günlerde siyasi partilerin ısrarla kongre yapması, dükkanı kapalı olan

esnafı, okula gidemeyen öğrenciyi, düğün yapamayan evlenecek çiftleri ve

buna benze bir çok kişi ve işletmeyi çileden çıkarmaya yetti de arttı bile.

Siyasi partilerin il kongrelerinde ısrar etmesi ve pandemi nedeniyle kısıtlama

çeken ve kurallara uyan herkesi kızdırdı. Hani derler ya “ Dostlar alış verişte

görsün” bu söz kongreleri anlatmaya cuk diye oturuyor. Çünkü demokrasi

gereği bir yerde seçim olabilmesi için adayların olması gerekiyor. Ama siyasi

partilerin kongrelerine baktığımız zaman ortada bir seçim değil, adeta hazır bir

başkan adayı ve ekibi tek liste olarak seçime giriyor ve biz de bunun adına

kongre başkan seçimi diyoruz. Buna kim inanır?

SOSYAL MEDYA İYİCE İÇİMİZE İŞLEDİ

Bir ülkenin refah ve huzur içinde yaşamasında en önemli faktörü ekonomidir.

Birey olsun, aile olsun, toplum olsun ekonomik düzeyi yerindeyse o toplum

huzur içinde yaşar. Ülke olarak ekonomimizin iyi gitmediğini hatta hazinede

sıfırı tükettiğimizi herkes biliyor. Üretim olmayınca, tarım ve hayvancılık

desteklenmediği sürece, esnaf ve sanayici üretmediği sürece bu durum hep

böyle gidecek.

Maliye ve hazine bakanlığı görevinden istifa eden Berat Albayrak istifasını

sosyal medya hesabından yapınca hepimiz şaşırdık. Koskoca bakan

instagram hesabından istifa ediyor. Oysa devlet erkanında böyle bir durum

daha önce yaşanmamıştı. Ardından Merkez Bankası başkanı Naci Ağbal yine

istifasını twitter hesabından istifasını duyurması bizleri bir kez daha şaşırttı.

Düşünsenize koskoca Merkez Bankası başkanı oluyorsun, milyar dolarları

yönetiyorsun ama istifanı ver denince kendini dahi savunamıyorsun. Her şeyi

günahıyla sevabıyla kabullenip tüm olanları sineye çekiyorsun. Peki neden

iktidar partisinde istifa edenler hiç dargın olmuyor. Ya da neden kendilerini

savunma gereği duymuyorlar? Sebebi belli. Çünkü iktidar cephesinde öyle bir

düzen kurulmuş ki, bu düzende kaldığın sürece sana hiçbir şey olmuyor. Yani

bugün bakan olan yarın belediye başkanı oluyor. Milletvekilliği elinden alınan

 

biri, yarın üniversiteye rektör oluyor. Kurum müdürlüğünden alınan biri,

bakanlıkta müsteşar oluyor. Yani değerli okurlarım bu dönem siyasetin içinde

olanlar asla boşta kalmıyor. Tabi durumda istifa ederken kelimeleri özenle

seçmek ve asla kimseyi incitmemek gerekiyor.

KURULAN PARTİLER HİZMET İÇİN YETERLİ Mİ?

Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Muharrem ince, Mustafa Sarıgül, Fatih

Erbakan, gibi partilerinde üst düzey yöneticilik yapmış isimlerin partilerinden

ayrılarak yeni partiler kurması, siyasette rekabetin kızışacağı sinyallerini

veriyor. Özellikle AK Parti ve MHP’den ayrılan seçmen bu yeni partilerde

kendini bulabiliyor. Bunun farkında olan iktidar cephesi, Gündeme en kritik

konuları getirerek seçmenin gözünde başarılı imajı vermeye çalışıyor. Hdp’nin

kapatılması, yeni anayasa gibi can alıcı konuların gündeme gelmesindeki en

büyük etken iktidar partilerinin son zamanlardaki oy kayıpları.

Olası bir erken seçimde neler yaşanır bilinmez ama zor bir seçim olacağı ve

sonucunu tahmin etmenin imkansız olacağı biliniyor. Artık seçim sonuçlarını

millet belirlese de, iktidar olmak için partilerin kendi içlerinden verecekleri

tavizler belirleyecek.

İktidar partilerinin işi zor. Ya yorgunluğa boyun eğecek ya da 19 yılın

tecrübesiyle tekrar iktidarda kalacak. Bunu hep birlikte göreceğiz.

Kalın sağlıcakla..